Sağ Kalan Eşin Miras Hakkı

Av. Mehmet Şerif Sağıroğlu

Hayatta kalan eşin ölen eşine mirasçı olabilmesi için ölüm anında aralarında mevcut bir evlilik bağının olması gerekmektedir. Eşin ölümünden önce evlilik bağı sona ermiş ise örneğin eşler boşanmışlarsa sağ kalan eş ölen eşine mirasçı olamayacaktır.

1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 499. maddesinde sağ kalan eşin yasal miras payı düzenleme altına alınmıştır.

Sağ kalan eş mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte birine hak kazanacaktır. Mirasbırakanın alt soyu tabirinden mirasbırakanın birinci derece mirasçılarını yani çocuklarını ve varsa onların da çocuklarını anlamak gerekir.

Sağ kalan eş mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısına hak kazanacaktır. Bu durum mirasbırakanın altsoyunun olmaması ve anne babasının veya bunlardan birinin hayatta olması, ana baba ölü ise mirasbırakanın kardeşlerinin olması halini kapsamaktadır.

Sağ kalan eş mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tamamına hak kazanacaktır. Yani miras bırakanın hala, amca, dayı ve teyze çocuğuna miras gitmeyecektir.

ÖNCELİKLE MAL REJİMİNİN TASFİYESİ

Sağ kalan eş ile ölen eşi arasındaki mal rejiminin tasfiyesi de öncelikli bir hukuki işlemdir. Sağ kalan eş ölen eşi ile aralarındaki mal rejiminden kaynaklanan haklarını (varsa) aldıktan sonra ölen eş adına kalan malvarlığı mirasa konu olacaktır. Sağ kalan eşin mal rejiminden kaynaklanan bu hakları mirasçılık sıfatından ayrıdır.

BOŞANMA HALİNDE

Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler. Boşanma davası devam ederken, ölen davacı eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve davalı eşin kusurunun ispatlanması halinde de davalı eş mirasçılık haklarını kaybeder.

Eşlerin boşanma halinde ölüme bağlı tasarruflardan doğan hakları kaybetmesi, yapılan ölüme bağlı tasarrufta bunun aksinin kararlaştırılmamış olması şartına bağlıdır.

Boşanma davası devam ederken, davacı eşin ölümü halinde, davalı eşin buna rağmen mirasçı olabilmesi belli koşullar altında engellenmektedir. Buna göre ölen davacı eşin mirasçılarından herhangi birisinin davayı devam ettirmesi ve davalı eşin kusurlu olduğunun sabit olması halinde, davalı eş, davacı eşine mirasçı olamayacaktır. Davacı eşin ölümü halinde evlilik kendiliğinden son bulur. Bu nedenle davacının ölümüne rağmen, mirasçılardan birinin devam ettirdiği bu dava, eşlerin boşanmasına yönelik olmayacak, devam edilen davada, boşanmada davalı eşin kusurlu olup olmadığı karara bağlanacaktır. Bir başka ifadeyle bu durumda devam edilen dava, boşanmada hangi eşin kusurlu olduğunun saptanmasına yönelik olacaktır. Bu durum özellikle zina, hayata kast, pek kötü davranış, haysiyetsiz hayat sürme sebeplerinden biriyle açılan boşanma davasında, davacının ölümü halinde, bu eylemlerde bulunan kusurlu davalı eşin buna rağmen mirasçı olabilmesi konusunda haksız ve adaletsiz sonuçların doğmasına da neden olabilecektir, işte bu haksız durumların önlenmesi amacıyla düzenleme getirilmiştir.

ÖLÜM TARİHİNDEKİ YASA

Sağ kalan eşin miras hakkı ölüm tarihindeki yasal düzenlemeye göre belirlenecektir. Bu itibarla yasal süreçteki değişiklik de dikkate alınarak üçlü bir ayrıma gitmek gerekir.

1) 23.11.1990 Öncesi Ölümlerde

743 sayılı Mülga Türk Kanunu Medenisinin sağ kalan eşin mirasçılığını düzenleyen 444. maddesinin 23.11.1990 tarihinde yürürlüğe giren 14.11.1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 10. maddesi ile değiştirilmeden önceki hali;

Sağ kalan eş mirasbırakanın birinci derece mirasçıları ile birlikte mirasçı olursa 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 444/1. fıkrası sağ kalan eşe seçimlik bir hak tanır, buna göre sağ kalan eş dilerse terekenin ¼’ünün mülkiyetini dilerse ½’sinin intifa hakkını alabilir.

Sağ kalan eş mirasbırakanın ana ve babası ile bunların füruunun meydana getirdiği ikinci zümre ile birlikte mirasçı olursa seçimlik hakkını kullanabilir ve yine aynı şekilde dilerse terekenin ¼’ünün mülkiyetini dilerse ½’sinin intifa hakkını alabilir.

Sağ kalan eş mirasbırakanın büyükana ve büyükbabaları ile bunların füruunun meydana getirdiği ikinci zümre ile birlikte mirasçı olursa yine seçimlik hakkını kullanabilir ve farklı olarak dilerse terekenin ½’sinin mülkiyetini dilerse ¼’ünün intifa hakkını alabilir.

2) 23.11.1990 – 01.01.2002 Arası Ölümlerde

743 sayılı Mülga Türk Kanunu Medenisinin sağ kalan eşin mirasçılığını düzenleyen 444. maddesinin 14.11.1990 tarih ve 3678 sayılı Kanunun 10. maddesi ile değiştirildikten sonraki hali;

Sağ kalan eş, miras bırakanın birinci derece mirasçıları ile mirasçı olursa, mirasın dörtte biri, miras bırakanın ana ve baba veya bunların füruu ile birlikte mirasçı olursa mirasın yarısı, miras bırakanın büyükbaba veya büyükanaları ile birlikte mirasçı olursa mirasın dörtte üçü, bunlar da yoksa mirasın tümü eşe kalır.

Sağ kalan eşin büyükbaba ve büyükanalarla birlikte mirasçı olması durumunda; baba veya ana tarafından olan büyükbaba veya büyükanadan biri vefat etmiş ise hissesi aynı taraftaki büyükbaba veya büyükanaya, bir taraftaki büyükbaba ve büyükananın vefat etmiş olması halinde ise bunların hissesi diğer tarafa intikal eder.

3) 01.01.2002 Sonrası Ölümlerde

Sağ kalan eşin yasal miras payının 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 499. maddesine göre düzenlenmiş hali;

Ayrıntısı yukarıda açıklandığı üzere, sağ kalan eş mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte birine, mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı olursa, mirasın yarısına, mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçüne, bunlar da yoksa mirasın tamamına hak kazanacaktır.